Habercilikte Objektif Olmanın Önemi - objektifa
Habercilikte objektiflik olmazsa olmaz mesleğin ana ilkelerinden biridir. Burada kast edilen objektiflik ifadesi habercilerin bir haberi hazırlarken tarafsız ve kendi duygu ile düşüncelerinden bağımsız davranmasıdır. Bu şekilde davranılmadığında haberci taraflı olur ve okuyucularını ya da izleyicilerini kendi düşüncelerine göre yönlendirmiş olur. Topluma sunulan haberler okuyucunun veya izleyicinin karşısına objektif şekilde sunulduğunda ise her birey kendi düşünce ve değer yargılarına göre olayı yorumlayacaktır. Bu durum habercinin dürüst ve etik davrandığı dolayısıyla objektif bir üsluba sahip olduğu anlamına gelir.
Habercilikte Objektifliğin Tanımı
Habercilikte objektifliğe vurgu yapılan bu içeriğimizde detaylı tanım vererek bu kavramı merak eden bireylerin zihninde konunun daha iyi oturması sağlanabilir. Ancak öncelikle ‘etik’ kavramından söz etmek gerekir.
Etik genel günlük kullanımda ‘ahlak’ kelimesi yerine kullanılsa da ‘mesleki ahlak’ anlamı da taşımaktadır. Her mesleğin kendine has etik kuralları ve temel ilkeleri bulunur. Bunlardan biri olan objektiflik günlük hayatta ‘nesnel’ anlamı taşıyan bir kelimedir. Nesnel denildiğinde ‘duygu, düşünce olmadan, çeşitli verilere dayalı’ nitelikteki ifadeler kast edilir. Genellikle nesnel olarak nitelendirilen ifadeler bilimsel cümlelerdir.
Tıpkı bilim gibi habercilikte de meslek eğiti gereği metinler hazırlanırken olabildiğinde objektif olmak gerekmektedir. Objektifliğin bu bağlamda tanımı; kurum, kişi veya olayları aktarırken; doğru, gerçek, tarafsız, haber kaynağına saygılı, kişi hak ve özgürlüklerini ihlal etmeyen, özel yaşamın gizliliği ilkesine uygun, propaganda amacı taşımadan, habercinin kendi çıkarına göre hareket etmeden, herhangi bir kar amacı gütmeden yalnızca kamuoyunun bilgilendirilmesi amacı gütmektir.
Habercilikte Objektiflik İlkesinin Tarihçesi
Habercilerin objektif olması gerektiğine dair düşünceler 1920’li yılların başlarından itibaren mesleğe konu olmaya başlamıştır. Bu tarih öncesinde tam aksine çıkarılan gazetelerde haberciler siyasi görüşlerine uygun üslupla halkı kendi tarafına çekmeye çalışıyordu. O yıllarda bu amaç her bireyin kendi düşüncesine uygun şekilde halkın yararına yaptığı bir durum olarak algılanıyordu. Ancak büyük ajansların sektörde söz sahibi olmasıyla objektiflik ve benzeri ilkeler getirilerek haberciliğin yalnızca kamuyu bilgilendirme hedefli olması gerektiği fikirleri doğdu.
Günümüzde siyasi görüşlerle bireyleri yönlendirmek birçok meslek grubu için doğru kabul edilmemektedir. Demokrasi ile de örtüşen bu uygulama sayesinde halk; siyaset, sağlık, magazin, ekonomi vb. her alanda objektif şekilde bilgilendirilmektedir. Böylece her bir birey edindiği bilgiye kendi yorumunu yapar ve duygu ile düşüncelerinde özgür hareket etmiş olur.
Habercilikte Objektifliğe Felsefi Yaklaşım
1800’lü yıllarda sanayi devrimi ile birlikte dünya büyük bir değişim geçirmiştir ve bundan habercilik dahil pek çok meslek grubu da etkilenmiştir. Dünyaya bu dönemde hakim olan realizm akımı, deneycilik ve bilimin yüceltilmesi, pozitif yaklaşım gibi felsefi akımlar haberciliği de etkisi altına alarak objektiflik ilkesinin temellerini atmıştır. Bu etkiler öncesinde fen bilimlerinde görülürken sosyal bilimlerde de artık objektif bir dünya yapısına geçilmiştir.
Örnek olarak tarih çalışmaları da habercilikle benzer şekilde tüm olayların olduğu gibi verilmesi ile geçmişe ışık tutmayı amaçlar. Esasında her iki profesyonel alanda da olaylar ve yaşananlar objektif şekilde ele alınır. Tarih geçmişteki olayları günümüzdeki kamuoyuna bildirirken habercilik en güncel olayları ve konuları kamuoyuna bildirmektedir.
Bu noktadan bakıldığında hem tarih hem habercilik için objektif olunması esasında en dürüst yöntemdir. Aksi halde bireyler duygu ve kendi bilgi birikimlerine uygun dilde habercilik yaptığında veya tarihi kayıt tuttuğunda bu alanlarda eğitimi olmayan insanlar kendi kararlarını veremeyecektir. Bu durum kamuoyunun haberciliğe veya tarihçiliğe karşı güveninin sarsılmasına yol açabilir.
Yorumlar