Objektif olmak olaylara kendi duygu, taraf, görüş ve düşüncelerinden bağımsız olarak yaklaşmak demektir. Sosyal bir bilim dalı olan tarih fen bilimleri ile kıyaslandığında objektiflik açısından sorgulanabilir bir yapıda olabilir.
Fen bilimlerinde objektiflik olmazsa olmaz bir unsur iken sosyal bilimlerde öznel değerlendirmelerden de yararlanıldığı noktalar olabilmektedir. Bu nedenle tarihin objektif olması gerektiğini savunan tarihçiler olduğu gibi tamamen objektif olmadığını düşünenler de vardır. Her iki duruma dair detayları ve ‘tarihçiler objektif olmalı mı’ sorusunun yanıtını detayları ile ele alalım.
Tarih ve Objektiflik İlişkisi Objektifa tarafından ele alındı
Tarihçilerin objektif olması gerektiğini savunan görüşe sahip olan objektifa haber uzmanlarına göre geçmişin doğru şekilde aydınlatılabilir olması için olayları kişisel yorumlardan ve ideolojik etkilerden arındırılması gerekir. Araştırma sürecine dahil olan belgeler, arşivler ve kaynaklar tarafsız bir şekilde incelenmelidir. Tarihçi kendi düşüncelerini değil, elde ettiği kanıtları ön plana koyarak çalışmalarını yürütmelidir.
Aksi halde tarih, bilimsel bir disiplin olmaktan çıkar ve propaganda aracına dönüşerek geçmişe dair bir kaosa neden olur. Bu nedenle objektiflik kavramı tarih biliminde güvenilirlik ve akademik ciddiyetin temel koşulu olarak görülen olmazsa olmaz niteliğinde bir unsurdur.
Tarihin Tamamen Objektif Olamayacağını Düşünenler
Esasında tarihin tamamen objektif olamayacağını düşünen uzmanlar da yine tarihin objektif olması gerektiği konusunda hemfikirdir. Ancak bunun %100 veya tamamen olmasının mümkün olmadığı noktasında diğer tarihçilerden ayrılırlar.
Bu görüşe göre tarihçiler araştırma yaparken hangi kaynağı seçeceğine, hangi yazarların kitaplarını okumak istediğine karar verirken ister istemez kendi bakış açısının etkisi ile hareket etmektedir. Bununla birlikte tarihçilerin geçmiş olayları değerlendirirken tamamen o dönemin insanlarının bakış açısı ile değil; gününün insanlarının düşünme şekli ile değerlendirdiği noktalar mutlaka olacaktır.
Bu nedenle bazı tarihçilere göre tarihçilikte önemli olan olabildiğinde objektif hareket etmeye çalışmaktır. Bunun için yapılması gereken araştırılan konu ile ilgili mümkün olan en çok sayıda kaynak kullanılmalı, farklı kaynakların benzerlik ve farklılık yönleri açısından karşılaştırması yapılmalıdır. Yorum yapılan noktalar açıkça belirtilmeli ve okura böylece dürüst bir perspektif sunulmalıdır. Bu sayede tarih biliminin disiplinli yapısı korunmuş olacaktır.
Tarihçiler Objektif Olmalı mı?
Tarihçiler birer bilim insanıdır ve her bilim insanı gibi onların da objektif olması önemlidir. Bunun için kendi şahsi fikirlerine uygun olan kaynakları değerlendirmeye katması gerektiği gibi tamamen kendisine zıt fikirlerden söz eden kaynaklar üzerine de çalışmalar yapmalıdır. Ancak bu şekilde bakış açısını mümkün olduğunca objektif hale getirir. Bir fikre katılırken ona neden katıldığını, bir fikri reddederken neden reddettiğini açıkça belirtmeli ve bu fikirlerini destekleyen kaynak gösterimi, atıfta bulunma gibi bilimsel disipline uygun bir yaklaşımla çalışmayı benimsemelidir.
Aksi halde yalnızca kendi fikirlerine uygun çalışmalarla ilerleyen tarihçiler hem gerçeğe ulaşmakta zorluk çekebilir hem kendisi konu ile ilgili farkında olmayan manipüle edilebilir hem de kendi ortaya koyduğu çalışmaları ile başka insanları farkında olarak ya da olmayarak manipüle edebilir. Bu durumda bilime aykırı bir yaklaşım ortaya çıkar. Bilim insanlarının temel görevi ‘gerçeği’ bulup aydınlatmaktır.
Tarihçiler de geçmişteki olayların gerçek olup olmadığını bulup çıkartmalıdır. Kendi bakış açısına göre yorumlayan, bilinçli veya bilinçsiz yanlış bilgiler aktaran kaynakları tespit etmekle her bir tarihçi yükümlüdür. Çalışmalarda titiz hareket edilmesi oldukça önemlidir.
Sonuç olarak; tarihçilerin bir bilim insanı olarak nitelendirilebilmeleri için objektif olmalarının elzem olduğunu ve aksi durumda bilimin yapısına ters düşüp toplumu yanlışa sürükleyebilecek ciddi problemlere yol açabileceklerini söyleyebiliriz.
Yorumlar